Ömrümüz geldi geçiyor, sermayemiz an be an tükeniyor ama hâlâ mü'min olmak nedir, müslüman nasıl olur, Allah'a abd ve asker olmak ne demektir, sorularının cevaplarını bitamamiha veremedik. Yaratılış maksadımızı lâyıkı ile çözemedik. Etrafa bakıp kendimizi iyi zannettik. Ağız ucuyla "Günahlarımız pek çok Alah'ım" derken aslında kendi nefsimizi buna inandıramadık. Üç kuruşluk ibadet edip, cenneti hakkımız gördük. Kelime-i tevhidi bile slogan ettik. Ahireti dünyamız için istedik. Tâ ki başımız rahat olsun istedik. Dünya ile aramıza mesafe koyamadık. Bir misafir gibi yaşamayı beceremedik. Ev sahibinin mülküne göz diktik. Duâlarımızı pazarlık konusu ettik. Hayatımızın gerçek mânâsı ne olduğunu bilemedik. İman hakikatlerini dilden kalbe indiremedik. Zâyi ettik ah!..Ömrümüzü zâyi ettik!..
Olamadık Allah'ım!..Fenâ fillah olamadık!
"Ey nefs-i emmare! Sen en güzel arzularında bile ithama müstehaksın. Zira ahiret işlerine iştiyak gösterecek olsan bile, bunu mana-yı harfi ile yapıyorsun, ta ki dünya faniliğiyle senin üzerine çöküp de keyfini kaçırmasın. Bu durumda ahiret arzusu, fena eleminden teselliye yaramış oluyor!.." Mesnevi-i Nuriye, s.373,
Olamadık Allah'ım!..Fenâ fillah olamadık!
"Ey nefs-i emmare! Sen en güzel arzularında bile ithama müstehaksın. Zira ahiret işlerine iştiyak gösterecek olsan bile, bunu mana-yı harfi ile yapıyorsun, ta ki dünya faniliğiyle senin üzerine çöküp de keyfini kaçırmasın. Bu durumda ahiret arzusu, fena eleminden teselliye yaramış oluyor!.." Mesnevi-i Nuriye, s.373,
Tercüme Ümit Şimşek

